12 Eylül 2025 Cuma

YAĞMUR YAĞAMADI, SELLER AKAMADI, BALOĞLAN CAMDAN BAKAMADI

 Bugün nedendir bilinmez, Baloğlum pek bir huysuzdu. Sabah biraz kinetik kumla oynadık ama pek tatmin olmadı sanırım. Derdini de bir türlü anlatamadığı için, içinin sıkıntısı gittikçe dışına vurmaya başladı. Bende dedim en iyisi bir milyonuncu kez gittiğimiz gibi yine parka gidelim. Hazırlanırken bile keyifsizdi biraz.


Biraz keyifsiz olduğu niçin genelde boş ya da sadece bir iki çocuğun olduğu itfaiyenin oradaki parka götüreyim dedim. Orda önce bir stresini atsın ve doya doya bütün oyuncaklarda oynasın.

Parka vardığımızda oradaki tek çocuktu ve rahatlayana kadar orda gönlünce oynadı. Ara ara yağmur çiğseledi ama bir türlü bastırıp yağamadı.






Burada stresini atıp rahatladıktan sonra daima pek çok çocuğun olduğu ve hatta zaman zaman aşırı kalabalık olan diğer parka geçtik. Orada da gönlünce sallandı, kaydı, koşturdu. Tatmin olmuş olacak ki parktan ayrılırken elimden tuttu ve sakince çıktık. Tabi ki bunda dondurma teklifimin de bir payı vardır. Burada da zaman zaman yağmur geliyorum dedi ama gelmedi. 

 En sevdiğimiz dondurdurmacıda dondurmalarımızı yedik. Bunlar artık son dondurma keyiflerimiz diyebiliriz. Sonbahara giriş yaptık. Yakında dondurmacımız bile yaza kadar kapanabilir.



Eve dönerken yolumuzun üstündeki en sevdiğimiz yerlerden biri olan ve her eylülde kestane topladığımız yere uğradık. Böyle söyleyince pek bir romantik gibi oldu ama Baloğlum için harika bir yer olan o yer aslında diş hastanesinin bahçesindeki küçük bir yeşil alan. Orayı o kadar seviyor ki yıl içinde kestane olmadığında bile gidip orda otururuz. Oğlum o küçük alanda çimenlerde dolaşır, koşar, inceler. 



Kestaneler bazen direkt çıkmış şekilde bazen de böyle yeşil kabuğunda ağaçtan düşüyor. Böyle olunca oğlum üstlerine ayağıyla basıp, içindeki kestaneyi çıkartıyor ve hopp benim arka cebime ya da çantama dolduruyor.




 Bu arada geçen sene denemiştim ama bu kestaneler asla yenmiyor. Çok acılar, sanırım yabaniler. Ama toplaması gerçekten çok zevkli. Onlarla evde de oyunlar ve etkinlikler yapıyoruz. Bazen oturup topladığımız kozalak, tohum, yaprak, dal, taş vs bunları inceleriz. Hatta bazen hızımızı alamayıp  kozalakları boyarız, yaprakları suluboyayla boyar baskı yaparız.



Sonra eve dönerken yol üstünde mağazanın vitrininde kedi görünce, yolun karşısına geçip kediye bakmaya gittik. Çünkü analı oğullu gördüğümüz her kediyi darlamakta üstümüze yok. Şaka bir yana hayvan sevmesi beni çok mutlu ediyor. Evimizde bir kedi olmasının da bunda büyük payı olduğunu düşünüyorum. Ayrıca içeri girdiğimizde içeride bir kedi daha vardı. Oğlum onu da nazikçe biraz sevdi.


Kediye bakarken girişte kırmızı renkli arkasında arabalar olan bir tişört gördük ve oğlum da çok beğenince alalım dedik. Parayı ve tişörtü ona verip , onun satın almasını istedim. Çünkü hayat pratikler yaparak öğrenilir. Annem bana hep böyle yapardı. Mesela fatura ödenecek yere kadar giderdik, annem içeri girmezdi kapıda beni beklerdi ve sen öde gel derdi. O sayede sıraya girmeyi, işimi çözmeyi, fatura ödemeyi, parayı, ödemeyi, kendimi ifade etme gibi pek çok şeyi tecrübe edinirdim hem de daha okula bile gitmediğim zamanlardı.


Velhasıl kelam bugün yağdı yağacak bir yağmur, bol bol park eğlencesi, dondurma , kestane ve kedilerle geçti. Evde ise yemek sonrası daha hava bile kararmadan dizimde uyuyakaldı. Bende oturdum bu yazıyı yazdım anı olarak kalsın diye. 

Bu da evin sahibi kedimiz Fiko :)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

YAĞMUR YAĞAMADI, SELLER AKAMADI, BALOĞLAN CAMDAN BAKAMADI

 Bugün nedendir bilinmez, Baloğlum pek bir huysuzdu. Sabah biraz kinetik kumla oynadık ama pek tatmin olmadı sanırım. Derdini de bir türlü a...